Hakkında



DorisFitness bugüne kadar kendime yaptığım en iyi yatırım oldu. Hayatım enerjiyle doldu, güçlendim ve kendimi bugüne kadar olmadığım kadar güzel hissettim.

41 yaşımda, 20 yaşımda olduğumdan çok daha formdayım. Pek çok fitness blogger’ının aksine şişmanlıktan formda olmaya doğru giden bir dönüşüm hikayem yok. Ailem spora meraklıydı; annem bodrum katımızda caz dans dersleri verirdi ve babam haftanın üç günü spor salonunda antrenman yapardı. Çocukluğumda severek aldığım bale dersleri ve üniversitenin spor tesislerinde yaptığım antrenmanlar sayesinde daima formdaydım ancak hiçbir zaman mükemmel bir formum olmamıştı.

Sabahları ilk iş olarak banyoya koşup suratımdaki sivilceleri kalın bir makyaj tabakasıyla kapattığım ergenlik dönemim haricinde de her daim dış görünüşüm konusunda kendime güvenim tamdı. Ama oğlum Noah’yı dünyaya getirdiğimde hayatımda ilk defa bedenimle gerçek anlamda bir bağ kurdum ve vücuduma karşı savaş vermek yerine onunla bir bütün olmanın ne demek olduğunu anladım. Bu sayede insan bedenin ne kadar güçlü ve inanılmaz bir şey olduğunu keşfettim.

İkinci doğumumun ardından o zamanlar 3 yaşında olan kızım Zoe’nin peşinden koşuşturduğum için inanılmaz derecede incelmiştim. Doğumdan 2 hafta sonra spor salonunda antrenman yapmaya başladım ve bu sefer sıkı bir şekilde kendimi spora vermeye hazırdım. Bir fark yaratıp yaratmayacağını görmek üzere özel bir antrenör ile çalışmaya karar verdim. Özel antrenörle çalışma kararım fark yaratmakla kalmadı, hayatımı kökten değiştirdi. İki ay içinde birkaç kilo kas kazanmayı başardım. Yeni görünüşüme bayılmıştım, artık ince değil, güçlüydüm.

İki yıl sonunda artık antrenörümden öğrenecek pek fazla bir şey kalmamıştı. Antrenmanlarıma tek başıma devam ettim ve American Council on Exercise (ACE) sınavına girerek sertifikalı bir antrenör oldum. Bu süreçte beslenme alışkanlıklarını değiştirmek isteyen ve daha aktif bir hayata geçmek isteyen pek çok insan bana bunu nasıl başardığımı sormaya başladı. İşte Squatgirl blogu bu şekilde doğdu. Video blogu yapmak benim yeni tutkum haline geldi. İnsanlar ile bu şekilde bağ kurmak ve takipçilerimin videolarımı ve yazılarımı takip ederek nasıl forma girdiklerini benimle paylaşmaları son derece tatmin ediciydi.

Buraya gelip yazılarımı okuduğun için çok mutluyum ve seni en içten şekilde selamlamak istiyorum. 20 adımda forma girmeyi anlatan kitabım “Hayalindeki Sen”i almayı unutma. Blogum ve kitabım ile hayalindeki sonuçları alacağına kesinlikle inanıyorum.

En içten sevgilerimle, Doris

PS. Bu sayfa benim hakkımda ancak bu blog, fotoğraflarımı çeken Sevda Kaplan ve bütün yazılarımı Türkçe’ye çeviren Hasan Gümen olmasaydı var olamazdı. Açlıktan midesi kazınmasına rağmen yemeklerin fotoğraflarının çekilmesini sabırla bekleyen erkek arkadaşım Kerem Akın’a da zor zamanlarımda bana destek olduğu ve beni daima cesaretlendirdiği için ne kadar teşekkür etsem az. Son olarak da en önemlisi bu blogu eşsiz ve bana özel kılan kızım Zoe ve oğlum Noah’ya paha biçilmez katkılarından ötürü teşekkür ederim.